Bülent Uygun Röportajı
Sivasspor’un başarısı gerçekte tesadüf değil… Bu başarının arkasında modern futbolun gerçeklerini bilen ve uygulayan bir irade var. Yönetimin profesyonelliği,futbolcuların azmi en önemlisi teknik direktörün bilgisi ve motivasyon gücü……
Röpörtajımızda Sivasspor’un Teknik Direktörü Sayın Bülent Uygun tüm samimiyeti ile sorularımızı cevapladı.

-2007 – 2008 Sezonunu geride bıraktık.Önemli bir başarı grafiği yakalayan takımınızda hangi bölgelere transfer yapacaksınız ?
2007-2008 sezonuna baktığımızda takımımızın gösterdiği performanstan dolayı inanılmaz derecede mutluyuz tabiî ki.O yüzden takımımızdan ayrılan herhangi bir oyuncu olmadığı içinde yeni sezonla ilgili fazla transfer yapma taraftarı değiliz.Sadece elimizde ki kadroya insanların bazı düşüncelerini değiştirmek ve şehrin hareketliliğini sağlamak adına iki yabancı ve iki genç oyuncu almayı düşünüyoruz.Bunlardan iki tane genç oyuncumuz İbrahim Dağaşan ve Taylan’ı aldık.Sadece iki yabancı oyuncu transferi yaparak hem şehri hem taraftarımızı hem de takımımızın ayakta durmasını sağlayacak hem de heyecanlandıracak transfer olarak takımımıza katacağız ve ondan sonrada yolumuza devam edeceğiz.
- Sivasspor’da yakalamış olduğunuz başarı teknik direktörler için yeni bir jenerasyonun başlangıcı olabilir mi ? (Rotasyon kültürünün başlangıcı)
Şimdi Sivasspor’un yakaladığı başarıya baktığımızda yeni jenerasyon için tabiî ki bir başarı göstergesi.Çünkü Bülent Uygun olarak başardığımız bazı olgular ve neticesinde 50 yıllık tarihinde ilk defa başaran ve Türkiye’de en genç teknik direktörü olmam itibariyle diğer yöneticilerin de benim jenerasyonumun hepsine yönelmeyi sağladı.Bunda başta Tolunay hocanın Türkiye Kupası’nı kazanması Mesut hocanın finalini oynamış olması Hakan Kutlu’nun yönetimsel anlamda yaşadığı sıkıntıya rağmen takımını başarılı oynatmış olması bizle birlikte çıkan bu jenerasyonun inanılmaz derecede Türk futboluna yeni bir ivme kazandırmasını sağladı.Bununla birlikte de hep beraber tecrübemizle hem bilimi hem de içimizdeki futbola olan aşkımızı perçinleyerek daha da ileri noktalara taşıyacağımızı düşünüyorum.O yüzden bu konuda mutluyuz.
-Uefa’nın resmi internet sitesinde Sivasspor’un yakalamış olduğu başarıdan övgüyle bahsedildi.Bu konuda ki düşüncelerinizi öğrenebilirmiyiz ?
Tabii Türkiye’de sizinle ilgili düşünceleri 3. 5. 7. hafta düşer diye düşünen insanların maalesef düşmediğini görmesine rağmen kendi söylemlerine ters düşmemek adına yaptığımız başarıyı çok fazla kabullenmek istemiyorlar.Dolayısıyla her şeyi kendilerinin bildiğini hiçbir zamanda hata yapamayacaklarını düşünme felsefesine sahip oldukları için de Sivasspor ile ilgili de açıkçası yapılan başarıyı çok fazla takdir etmek düşüncesinde olmuyor bazıları.Ama biz tabiî ki ne kadar güzel şeyler başardığımızın farkındayız.Elimizdeki kısıtlı bütçeye ve kısıtlı kadroya rağmen bu kadarda sakatlık yaşamamıza rağmen bundan dolayı da mutluyuz.Uefa yakalamış olduğumuz bu başarı neticesinde ne şartlarda hangi antrenman methodlarıyla ve nasıl bir sistem uygulandığı ile ilgili defalarca gelip araştırmalar yaptılar.Buda Türk sporu adına çok güzel Sivasspor adına da çok mutluluk verici.Nitekim bizim yaptığımız diğer dünyada hiç kimsenin yapmadığı analiz anlamında ki bu stratejik değişiklik bize de oynadığımız 9 maçın 7 sini kazanmamızı sağladı.Bunun da bizim açımızdan için önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum.Dolayısıyla Türkiye’de başarılı olmuş insanlara bazı kesimler çok takdir etmekle birlikte bazı kesimler de sadece o insanlara belli şekilde iftira veya herhangi bir şekilde laf atarak kendi popülizmini en iyi şekilde yapıyorlar.Türkiye de maalesef bu sistem çok fazla en basiti diğer hocaların bir çok başarısında bile onların başarısı konuşulmadan kimin ne giydiği kimin ne yaptığı kimin nasıl davrandığı konuşuluyor.Türkiye’nin maalesef kanayan bir yarası.Ama çokta önemli değil sonucunda biz Türk sporuna hizmet eden insanlar olarak yolumuza devam ediyoruz.Kendimizi daha çok geliştiriyoruz ve bu geliştirmeyle birlikte çok şeyler yapabileceğimizi biliyoruz.
-Galatasaray Futbol Takımı Karl Heinz Feldkamp’la yollarını ayırdıktan sonra sezonu şampiyon olarak tamamladı.Bu konuyla ilgili neler düşünüyorsunuz ?
Galatasaray Futbol Takımı Karl Heinz Feldkamp’ın gitmesiyle bana göre şampiyonluğu kazandı.Normalde kendisi burada olsaydı futbolcular arasında ki yaşadığı problemler hem futbol takımının belli ölçülerde dağılmasını sağlayacaktı ama hocanın gitmesine önayak olarak futbolcuların gösterilmesi futbolcuları daha fazla sorumluluk almaya itti.Nitekim Hakan Şükür gol attıktan sonra 60 metre koşarak benim kulübemin önünde gol sevinci yaşayabilecek ki Hakan Şükür ilk defa da gol atmıyor sırf bu olayı sahiplenmek adınaydı.Ama futbolun ahde vefasızlığı her tarafta olduğu gibi 1996 da biz Fenerbahçe’de şampiyon olduğumuzda da Oğuz’a,Aykut’a,Engin’e ,bana ve İlker’e de yapılan aynısı.Galatasaray’da da aynısı oldu.Yani bugün şampiyonluğun esas baş mimarı Hakan Şükür,Hasan Şaş ve Okan Buruk gibi düşünceleriyle büyük katkı sağlayan bu ağabeyler sezon sonunda da kapının önüne koyulabiliyor.Bu futbolun da cilvesinde var.Ama bir gerçek ki Galatasaray Takımı bu tarzda ki stratejik bir hamleyle başarıyı yakaladı.Ama her zaman bu hamle tutar mı ? Hayır kesinlikle tutmayacağını düşünüyorum.Çünkü bir takım için teknik direktörün çok fazlasıyla önemli olduğunun bilincindeyiz.
-Yabancı Teknik Direktörlerin ülke futboluna katkıları ne kadardır ?
Yabancı teknik direktörlerin ülke futboluna çok fazla katkısı olmuyor.Sadece üç dört tanesi çok şeyler katıyor.Özellikle dört büyüklere gelen hocaların katkısı oluyor.Çünkü onlar dünya çapında hocalar olduğu için onların belli birikimlerinden bir çok şekilde yararlanabiliyorsun.Ama Anadolu’ya gelen herhangi bir yabancı hoca ne altyapısıyla ne onun sosyal yapısıyla ne projeleriyle nede diğer şeyleriyle ilgileniyor.Tamamen kendi kişisel başarısıyla ilgilenip kendi yoluna bakmaya çalışıyor.Buda Anadolu takımlarına hem zarar veriyor bununla birlikte de Türk gençlerinin önünün açılmasının engellendiği düşüncesindeyim.Nitekim biz bu şansları bulamasaydık hiçbirimiz bu başarıyı yakalayamazdık.Yabancı hocalar arasında Piontek , eski zamanda Feldkamp,Hiddink gibi insanlar evet Türk sporuna çok şeyler kattı.Ama çokta götüren insanlar da olduğu düşüncesindeyim.

-Uzun yıllardır altyapıdan yıldız oyuncu yetiştirmekte sıkıntı yaşıyoruz.Size göre altyapının gelişmesi için neler yapılmalı ?
Uzun yıllardır altyapıdan yıldız oyuncu çıkmıyor.Çıkmamasının ana sebeplerinden bir tanesi de maalesef biz her platformda söylesek de altyapıya gerekli önemin verilmemesi.Altyapı hocalarının maaşlarının yeterli düzeyde olmaması altyapı hocalarının bilgi birikimlerinin üst seviyede olmaması işte bunların hepsinin olmaması dünya çapında bir yıldız çıkmasını her seferinde,her ortamda engellemiş oluyor.Şimdi bu konuyla ilgili Federasyon Başkanımız yeni bir boyuta doğru taşıyor.İşte bu çalışmaların neticesinde yeni yıldızların çıkabileceği düşüncesindeyim.
- Kariyerinizde en büyük hedefiniz nedir ?
İnsanlar kendi kişisel başarılarını çok isteyebilirler,arzulayabilirler ama benim için kendi kişisel başarımın çok esprisi ve önemi yok.Benim için askerlik yaşının 38 yaşına çıkartılması bununla birlikte sendikalaşmak,futbolcuların emeklilik hakları dediğimiz sigorta priminin her futbolcu başına yıllık 2000 dolar yatırıp futbol hayatları bittiklerinde onların bir emekli maaşı olmasını sağlamak,tam teşekküllü bir sporcu sağlık hastanesi ve rehabilitasyon merkezi kurmak,huzur evi şeklinde bir tatil köyü kurmak,hakemlerin yarı profesyonel olmasını sağlayıp onların birer antrenörleri birer mentörleri ve analizcilerin olduğu sabit maaşlarıyla birlikte yarı profesyonel bir hakemlik sisteminin gelmesini sağlamak,alt yapı hocalarının maaşlarının Futbol Federasyonu tarafından verilerek onların kriterlere uygun Türkiye ekolünü yaratacak bir alt yapı eğitimine doğru yönlendirmek ve bunun gibi bazı projeleri başarmak benim esas idealim.Ben bunları başardığım zaman Türk sporuna ve memleketimizin insanlarına faydalı olabiliriz düşüncesindeyim.Onun için bütün hedefim ve idealim bunu başarabilmektir.
-Kulüplerin sezon içerisinde bir çok kez teknik direktör değişikliği yaptıklarını görüyoruz.Size göre bunun sebepleri nelerdir ?
Kulüplerin sezon içerinde çoğunluğu teknik direktör değişikliği yapıyor ama bunların ana sebeplerinden bir tanesi öncelikle suçlu teknik direktör sonrasında futbolculardan birkaç tanesinin kadro dışı bırakılması ve sonrasında taraftar baskısı sonucunda yönetimin kendiliğinden istifa etmesi.Dolayısıyla böyle olduğu bir ortamda teknik direktörler en çabuk kurtulma yolu olarak düşünülebiliyor.Birde şöyle bir problem var aslında Türkiye’de kendi yapınal sistemine ve tarzına uygun antrenör seçememe problemi var.Sistemin doğru kurulamaması var.Hocayı getiriyorsunuz transfere bir hafta on gün kala adama diyorsunuz ki işte transfer yap hocada yabancı futbolcuları izlemediği için alınan yabancıların kötü tarafı var.Halbuki kulüplerin scout sistemleri olması lazım kulüplerin o sisteme göre tarzına göre seçicileri olup hocaların sadece gelip çalıştırıcı olması gerekir.Ama bizim Türkiye’de hoca dedin mi çalıştıran ,futbolcuyu bulan,kulübe maddi imkan bulan,kulübü kaostan kurtaran,kulübü yönlendiren diyen diyen diyen de diyebildiğin kadar ne dersen de.Dolayısıyla böyle bir problem var.O yüzden kulüplerde yöneticilerin en büyük sıkıntıya düştüğü anlarda bir an önce hocayı kovma düşüncesine sahipler.Ama Sivasspor için bunun tam tersini söyleyebiliriz.Ben altı seneden beri buradayım.Dört yıldan beri genel menajer olarak bütün transferlerin izlenmesini,yapılanmasını ve sistemini kurmuştum.Bugünde bir buçuk seneden beri antrenör olarak Allah’ta bize nasip etti güzel şeyler yaptığımızı düşünüyorum.En azından yaptıklarımıza bakarsak 50 yıllık tarihinde en alttan alıp en üst seviyeye kadar çıkartan hoca olmuşum.23 tane galibiyet alarak Türkiye’de Anadolu da en fazla galibiyet alan hoca olmuşum.Bu bir buçuk yıllık kariyerimde başardığım bu güzel şeyler.Bu benim genel sistemde ki Başkanımın duruşu ,taraftarımızın bize olan desteği ve futbolcu kardeşlerimizin bizdeki olan bilgiye inanmış olmalarından dolayıdır diye düşünüyorum.
-Dünya futbolunda ekol olabilmek için neler yapmalıyız ?
Aslında bizim ekolümüz kendimizde var ama biz daha kendimizin farkında değiliz.Altyapımıza gereken bütün bu önemi vermediğimizden dolayı da bizde iyi defans yapabilme sürat anlamında,çabukluk anlamında motorik özellikler anlamında ve futbolcunun kendisiyle ilgili bütün özelliklere sahip ülke olmamıza rağmen kendimizi marketing anlamında veya pazarlama anlamında bir türlü pazarlayamadık.Bugün Brezilya’nın dünya liglerinde oynayan 12.000′i aşkın futbolcusu varken bizim sadece iki elin sayısını geçmeyecek kadar futbolcumuz var.İşte buradaki pazarlama işini iyi yapamamamızın vermiş olduğu bir sıkıntı diye düşünüyorum.Halbuki bütün liglerimizde oynanan maçların gollerinin görüntülerini bütün dünya ülkelerine göndererek bedavadan bile olsa göndererek Türkiye’nin pazarını yapabiliriz.Menajerlik sisteminin iyi olmaması itibariyle birçok futbolcu kardeşimiz yurtdışına gidemiyor.Maalesef çantacılar menajerlik yapıyor. Dolayısıyla biran önce bu yapılanmaya gitmemiz lazım.Aslında bu bizim için çok büyük bir avantaj diye düşünüyorum Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan futbolun içinden gelen ve futbolu çok seven o konuda inanılmaz derecede yardım etmeye çalışan bir insan,Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu’nun da spora çok güzel bir şekilde destek olması ayrıca bütün Kulüpler Birliği’nin tam desteklediği Hasan Doğan gibi dürüst,idealist ve birçok projeleri gerçekleştirebilecek bir başkana sahip olmamız bizim kendi ekolümüzü yaratmakta ve bütün projeleri de bir araya getirmekte inanılmaz bir güzellik katacağı düşüncesindeyim.Dolayısıyla artık bir bilgi bankası gibi proje bankası kurulmalı ve orada bulunan konusunda uzman olan insanların da o projeleri geliştirerek Türk futboluna sunmamız gerektiği düşüncesine hakimiz tabiî ki.
-Euro 2008 de ilk maçımızı Portekiz takımıyla oynuyoruz.Bu maçla ve şampiyonada ki şansımızla ilgili düşünceleriniz nelerdir ?
Portekiz takımı belki de Avrupa Şampiyonası’nın en yetenekli futbolcularından kurulu bir ekip.Çok yetenekli olmasıyla birlikte zaten biliyorsunuz futbol bir takım oyunu olduğu için sadece yetenek bir şeyleri değiştirmiyor ama bu maçtan alacağımız bir beraberlikle birlikte bu gruptan çıkacağımızı düşünüyorum.
Buradaki göstereceğimiz performansla en az yarı final yada finali hedefliyorum.Çünkü lejyoner oyuncularımız çok formda Türkiye’den giden futbolcularımız çok formda.Sayın Fatih Terim hocamızın yaşadıkları Uefa ve bir çok Lig Şampiyonlukları aynı zamanda önceden gittiği Avrupa Şampiyonasında ki tecrübeleri bunla orantılı olarak da Amerika’lı kondisyonerler tarafından değişik bir antrenman metoduyla hazırlanmış bir Milli Takım’ın bu Avrupa Şampiyonası’nda çok güzel şeyler yapacağını hatta final bile oynayacağını içimden hissediyorum,düşünüyorum ve arzuluyorum.
-Avrupa takımlarının önemli kaynaklar ayırdıkları görsel antrenman teknolojisi hakkındaki düşünceleriniz ?
Avrupa takımlarının önemli kaynaklar ayırdıkları görsel antrenman methodları ile ilgili bir çok şey yapılsa da bizim Türkiye’de daha altyapı hocalarının maaşlarının bile 300 Ytl 500 Ytl olduğu bir ortamda bu dediğimiz tarzda ki şeylerin gelmesi çok zor.Türkiye’de altyapı takımlarının iki tane bilgisayarının bile bulunmadığı bir yerde çalışacak antrenman sahasının olmadığı bir ortamda bizim görsellikten bahsetmemiz açıkçası çok zor.Bilimi maalesef biz alt yapımıza daha katamadık.İşte bunu katamadığımız için bir ekolümüz yada biz bunları iyi yapamadığımız için bir Avrupa Şampiyonluğumuz veya Dünya Şampiyonluğumuz yok biran önce Türk sporuna işte bu saydığım etkenlerden dolayı sayın Federasyon Başkanımızla birlikte bütün kulüp başkanları bu tarzda bir yapılanma ve bu yapılanmanın sonucunda da bilimi futbolun içine çekerek Türk sporcularının ,Türk gençlerinin önünü açarak hedeflerimize doğru gitmemiz gerekir diye düşünüyorum.
-Dünyada ve Türkiye’de yıldız oyuncuların teknik direktörlük kariyerlerinde inişli çıkışlı bir grafik sergilediklerini görüyoruz.Ama size baktığımızda bunun tam tersi sürekli ivme kazanan başarılı bir performansa sahipsiniz.Bu başarınızı neye borçlusunuz ?
Şimdi bakın ben futbol hayatıma başladığım günden itibaren her çalıştığım hocanın iyi taraflarını not aldım.Yani 18 yaşında ben futbol oynarken bir antrenör gibi düşünen ama bir futbolcu olarak sahada uygulayan insan oldum.Bunun iyi taraflarını hep bir kenara not aldım.O yüzden futbolcu kardeşlerim de bunu iyi yapsın.Her çalıştığı hocanın iyi tarafını,kötü tarafını not alarak kendi gelişimlerini sağlasınlar.Yani benim 20 yıllık bir antrenörlük kariyerim oldu.Bu 20 yıllık kariyerimin son 3 yılında gerek Avrupa’da ki gelişmeleri gerek Türk Futbol Federasyonunun açmış olduğu kurslarda ki bilgileri derledim topladım.Ondan sonra araştırmacı olarak Avrupa’da ki bir çok maçları izleyerek portföyümü genişlettim.Bilimi bu işin içine yani analiz programlarından tutunda görsel anlamdaki bir çok konuları bilgisayarımızda arşivleyerek onları da futbolcularımıza sunum olarak hazırlayarak hem onların bizim kendi bilgimizin ne kadar çok olduğunu hem de inandıkları zaman neler yapabileceklerinin göstergesi olduğunu hep anlattık.Kendi başarmak istediklerimizi de onlara çok güzel bir şekilde dile getirdikten sonra antrenman methodu ve sistem olarak çok daha değişik şu anda başka kimsenin uygulamadığı işte bu tecrübeden gelen bir antrenman methoduyla da bunları uygulayarak son bir buçuk yılda başladığım antrenörlük kariyerimde ki bütün her şeyimi bu tarzda uyguladım ve karşılığında da şu ana kadar yaptığım başarıyı elde ettim.İnşallah bir iki sene daha bu tarzda ki düşüncem devam ederse buda demek ki benim yaptığım tarz doğru bir tarzdır.Dolayısıyla o tarzı daha da geliştirmek için var gücümle çalışacağım.
Teşekkür ederiz ve başarılarınızın devamını dileriz.
Ben teşekkür ederim.
Röportaj : Erkan Çankaya
